Categories: Uncategorized

Savaşın Ardından: Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB)

İnsanlık tarihi boyunca; farklı toplumlar, farklı şekillerde ve koşullarda savaşmışlardır. Bizzat insanların oluşturduğu bu olayda, en çok zararı gören de yine insandır. Bu kadar yıkıma sebep olmasına rağmen insanların neden savaştıkları ayrı bir araştırma konusudur, biz ise bugün, savaşın psikolojik etkilerinden bahsedeceğiz.

Savaş bitse de travması bitmez!

Travma sonrası stres bozukluğunu duymuşsunuzdur. Gerçek bir ölüm veya ölüm tehdidi, ağır yaralanma, bireyin fiziksel bütünlüğünü tehdit eden bir durumla karşılaşması ya da tanık olması gibi ağır travmatik olaylar sonrası ortaya çıkan, kendini birtakım özgül semptomlarla gösteren bir bozukluktur. Peki travma sonrası stres bozukluğunun literatüre 1970’lerdeki Vietnam Savaşından dönen askerler ile girdiğini biliyor muydunuz? Evet, savaş sonrası ülkesine dönen askerler, onlara savaşı hatırlatan her şeyden aşırı bir uyarılmışlık yaşadıkları için şiddetle kaçınıyorlardı. Çünkü dehşete kapılıyor, öfkeleniyor ve felç olmuş gibi hissediyorlardı, adeta o travmatik anlara geri döndükleri için. Yani aslında askerler, o korkunç olaylardan kaçmak isterken zihinleri onları tam da oraya hapsediyordu. Savaşa yönelik kabuslar görüyorlardı. İçe kapanma, ilişkilerinde uzaklaşma, anlamsızlık duygusu ve öfke patlamaları ise artık hayatlarını esir almıştı. Yaşadıkları travma, onların zihninde ve bedenindeki işleyişi değiştirmişti. Bunlar, tam da Travma Sonrası Stres Bozukluğunun bugün bildiğimiz belirtileridir. Ve 1980’lerde Vietnam gazileri ile literatüre girmiştir.

Dünya artık güvenli değil!

Savaş sonrası askerler bu bahsettiğimiz sorunları yaşamaktaydılar. Peki savaşın ne olduğundan habersiz olan çocuklar savaştan nasıl etkileniyorlar? Çocuklar ölüyor ya da fiziksel ve ruhsal hasar alarak sağ kalıyorlar. Korkunç deneyimlere şahit olan bu çocuklar için “dünyanın güvenilir olduğu” düşüncesi yıkılıyor, bunun yerine “dünyanın korkunç ve güvensiz bir yer olduğu” düşüncesi yerleşiyor. Büyük bir korku, kendini savunmasız hissetme ve çaresizlik hissi yaşıyorlar. Yaşadıkları bu korkunun temelinde; olayların tekrarlanması ihtimali, yaralanma veya öldürülme korkusu, yalnız ve çaresiz kalmak oluyor.

Çocuklar savaş sonrası, travmaya sebep olan olayı anımsatan şeylerden kaçınıyorlar, hissizlik, öfke patlamaları, gerginlik, huzursuzluk, irkilme durumları, odaklanmada zorluk, geleceğe dair korku, uyku ve iştah sorunları yaşıyorlar; dünyaya ilgileri azalıyor, bazı anlarda ise travmatik olayı tekrar yaşıyormuş gibi oluyorlar. Yaşadığı gerginliği atmak için ise madde kullanımına yönelebiliyorlar.

Hissedilen korku, o kadar şiddetli bir haldedir ki yaşadığı tehdit edici durum bir travmatik yaşantı olarak çocuğun beynine kazınır. Güvenden yoksun yetişen ve gelişim evrelerinden normal dışı bir şekilde geçen çocuğun, yetişkinlik dönemlerinde de psikolojik açıdan sağlıklı olması zordur.

Savaş mağduru çocuk kendini suçlar.

Bunların yanı sıra çocuklar bu yaşanılan felakette kendilerini suçlarlar çünkü kendi hataları sebebiyle cezalandırılmış olduklarını sanırlar. Onlara göre savaş ve sevdiklerini kaybetmek, kendisine verilen bir cezadır. Bu düşüncenin sebebi ise çocuklardaki “benmerkezci düşünce”dir. Küçük çocuklar yalnızca savaş için değil yaşadıkları tüm şeylerin kendisi için olduğunu düşünürler, bu düşünce savaşta da kendini gösterir. Yaşı ilerledikçe ise çocuk kendini başka bir sebeple suçlar: “bir şeyler yapmalıydım.” Kendisi kurtulduğu, yakınları öldüğü için vicdan azabı ve suçluluk duyar çocuk, savaşın mağduruyken.

Sonuç Olarak;

Savaş ortamında bulunmayan çocuklar da medyada gördüğü haberlerden etkilenip “dünyanın güvensiz bir yer olduğu” mesajını alabiliyorlar. Yetişkinler de aynı şekilde, savaşa haberlerden tanık olarak stres bozukluğu yaşayabiliyorlar. Siz de savaş dolayısıyla ya da başka sebeplerle travma sonrası stres bozukluğu yaşıyor olabilirsiniz. Travma, zihin ve bedende kökten bir değişim yaratır ve algılarımızın yönetilmesini düzenler. Böylelikle de hem bedensel hem de duygusal semptomlar yaşatır. Ve bunlar oldukça zorlayıcıdır. Tüm bu durumlarda bir ruh sağlığı uzmanı ile terapiye başlamanız, hayatınızı iyileştirecektir. Terapi için, Terapi Koltuğu® uzmanlarıyla görüşme başlatabilirsiniz.

Terapi Koltuğu

Recent Posts

Çift Uyum Ölçeği (DAS – Dyadic Adjustment Scale)

Çift uyum ölçeği konusunda ilişkiler karmaşık ve çok yönlüdür. Ödüllendirici ve zorlayıcı olabilirler ve bir…

1 yıl ago

Prepare – Enrıch Değerlendirmesi

Çiftler arası ilişkilerin değerlendirilmesi ve analiz edilmesi için geliştirilen prepare - enrıch değerlendirmesi evlilik öncesi,…

1 yıl ago

DASS-21 (Depresyon, Anksiyete, Stres Ölçeği)

Kişilerin anksiyete, depresyon ve stres durumlarını ölçmek amacıyla kullanılan ölçeğe dass-21 ölçeği denir. Ölçek her…

1 yıl ago

Hamilton Depresyon Değerlendirme Ölçeği

Bir bireyin yaşamış olduğu depresyonun şiddetinin öğrenilmesi ve tedaviye ya da terapiye gereksinim olup olmadığının…

1 yıl ago

Hamilton Anksiyete Değerlendirme Ölçeği

Kişinin ruh dünyasında yaşamış olduğu olumsuz durumlar, günlük yasam işleyişine yansıyabiliyor. Duyguların ifade edilmemesi, beynin…

1 yıl ago

PHQ-9 (Hasta Sağlığı Anketi)

Günümüz dünyasında depresyonun hiç olmadığı kadar ön planda olup insanları etkilemesi, PHQ-9 (hasta sağlık anketi)…

1 yıl ago