Göçmenden Ne Haber

Göçmenden Ne Haber

Yaşadıkları bölgeden zorunlu ya da istekleri doğrultusunda göç eden insanlara son zamanlarda hepimiz aşinayız. Hatta ülkemize göçmenler gelsin mi gelmesin mi diye vatandaşlar da ikiye ayrılmış durumdayken bahsi geçen göçmenlerin psikolojisinin ne alemde olduğunu merak ettiniz mi?

Odağımızı zorunlu göç edenlere çekince yaşanılan bölgede savaş, zulüm, kötü koşullar olduğunu görüyoruz. Yaşamak için kültürlerini, sevdiklerini, evlerini terk edişlerine tanık oluyoruz, uzaktan. Oldukça çaresiz bir durumun içerisinde olduklarını tartışamayız bile. Aslında bu göçler “kayıp” içerirler. Bu kayıplar yalnızca insan, ev kaybı değildir; iş, statü, dil, müzik, yemek, gelenekler, büyük bir gruba ait olma hissi kayıplar arasındadır. Kişinin alıştığı şeylerin artık hayatında olmayacağı bir gerçekliğe doğru yola çıktığını söyleyebiliriz göç ile. Bu kadar şeyi kaybeden insanın da bir yas süreci içine gireceğini biliyoruz. Peki bu insanlar yaslarını nasıl yaşıyorlar? Yaşayabiliyorlar mı? Bir yolculuk yas yaşamak için ne kadar uygun? Dili, kültürü bilinmeyen; hatta nasıl yaşanacağı bilinmeyen bir ülkede çekilen o yabancılık duygusu yas yaşamaya ne kadar izin verecek?

Evet, “yabancılık duygusu”. Göçmenlerin yoğun yaşadığı bir his bu. Kültürü bilinmeyen bir ülkede uyum süreci başlıyor göçmenler için. Kendi kültürlerine yakınsa bu yerleşilen yerin kültürü uyum sürecinin daha kolay geçtiği biliniyor.

Alışılan ortam dışında bir yerde yaşamak göçmenlerde yabancılık duygusuyla birlikte “yalnızlık” ve “kendini değersiz görme”yi beraberinde getiriyor. Göçmenler aynı zamanda “pişmanlık” hissi de yaşıyorlar bu yeni kültüre adapte olmaya çalışırken. Çünkü yakınlarını geride bırakmış olabiliyorlar. Tüm bunlar göçmeni etkiliyor, yoğun stres yaşamasına sebep oluyor. Kişiler belki beden sağlıklarını korumuş oluyorlar güvenli, modern şehirlere taşınarak ama ruh sağlıkları için aynı şey geçerli olmuyor maalesef. Göçmen bireyleri birçok psikiyatrik sorun karşılamakta bu yeni hayatlarında. Depresyon, kaygı bozuklukları, uyum bozuklukları ve somatoform bozukluklar en sık rastlanan ruhsal sorunlar. Travma sonrası stres bozukluğu da dikkat çeken bir sorun çünkü yapılan bir araştırmaya göre zorunlu göçmenlerin yaşadığı travma sonrası stres bozukluğu düzeyi işkence mağdurları ile çok yakın bir düzeyde. Hal böyleyken göçün yarattığı psikolojik etkiler kendilerine özerk bir isim bile bulmuşlar psikiyatrist Kraepelin sayesinde: Kökten kopma sendromu.

Biraz da çocuk göçmenleri görelim. Bir araştırmada yaptıkları resimler inceleniyor ve penceresiz evlerde kalabalık şekilde barınmanın resmini yapıyor çocuklar. Bu resimler analiz edildiğinde saklanmak, korku, endişe anlamları çıkarılıyor. Bu evler aynı zamanda boş sokaklardalar, bu da savaş korkusuyla sokakların boşalmasını anlatıyor bize. Evlerin penceresiz olmasının anlamı ise yabancılaşmak hissi Halmatov’a göre.

Göçmenler gelsin mi gelmesin mi tartışmasının öznesi olan göçmenlerin neler yaşantıladıklarını uzaktan duymuş, tek taraflı temas etmiş olduk. Bu tartışmada neyi savunursak savunalım öznemizin yaşadıklarına ve yaşayacaklarına duyarlı olmak, saygı göstermek dileğiyle…

KAYNAKÇA

  1. Tuzcu, A. & Bademli, K. (2014). Göçün psikososyal boyutu. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 6(1):56-66
  2. Avcı, A., (2020). 9-14 Yaş çocukların resimsel anlatımlarında göç ve göçmenlik algısı, Yayınlanmış yüksek lisans tezi, Pamukkale Üniversitesi, Denizli.
  3. Prof. Dr. Abdülkadir ÇEVİK, AÜTF Psikiyatri Anabilim Dalı, Göç Ve Biyopsikososyal Sonuçları, Açıkders Ankara.